HRİSTİYAN TEOLOJİSİNE GÖRE İSAMESİH KİMDİR


Kur’an’a göre Isa Mesih, Allah’in insanlar arasindan insanlar için seçtigi bir elçidir. Buna karsilik Hiristiyan teolojisine göre Isa Mesih, Allah’in oğludur ve Allah’in saginda oturmaktadir. Ancak “Allah’in oglu” nitelemesi bazen yanlis anlasilmaktadir. Hiristiyan ilahiyatina göre Isa Mesih, Tanri’nin üçlü görünümünden birisidir.

Daha açıkçası Hiristiyanlik açısından Isa Mesih bir insan degil, “Tanri’nin yeryüzünde bedenlenmesi”dir. Bu anlamda Hiristiyan için Isa Mesih bizatihi tanrı konumundadir. Ve zaten Hiristiyan “Isa’ya tapan” anlamina gelmektedir. Ogul, Hiristiyan ilahiyatina göre Baba ve Ruhu’l-Kudüs ile birlikte “teslis”i olusturmaktadir.

Hiristiyan inancina göre, ilk insan olan Hz. Adem ile Havva’nın Allah’in yasakladığı meyveden yemesi kendilerini günaha sokmakla kalmamış, henüz varlığa gelmemis tüm insanların da günahkar olmasina yol açmıştır. Bu nedenle Hiristiyanlığa göre her dogan bebek günahkar olarak doğar ve günahlardan arınmasiı için Isa Mesihi’in tecessümü sayılan Kilise’de vaftiz edilmesi gerekir.

Hiristiyan inancina göre ilk insanin günahkar oluşu nedeniyle Allah insanlara gazap etmiş ve Ahd-i Atik (Tevrat) örneginde oldugu gibi bunun bir bedeli olarak insanlara emir ve yasaklar üzerine kurulu bir din göndermiştir. Ancak Allah’ın bu gazabı Ogul Tanrı Isa Mesih’in bu ilk günahın bedeli olarak çarmıha gerilerek Baba Tanri’ya kurban edilmesiyle insanlik salt sevgiye dayali bir dine kavusmustur.

Böylece Allah ile insan arasinda Yahudilikte oldugu gibi gazaba dayali iliskinin yerini Hiristiyanliktaki salt sevgiye dayali bir iliski almistir. Hiristiyanlara göre Isa Mesih’in çarmihta ölecegi çok önceden Allah tarafından takdir edilmiş ve bu, bütün peygamberler tarafından haber verilmistir. Bu bakimdan ilk insan Hz. Adem’den Isa Mesih’e kadar tüm insanlık tarihi, Isa Mesih’in gelişine, daha dogrusu, insanligin kurtuluşuna bir hazırlıktır. Hiristiyanlar bu tarihi, “Kurtuluş Tarihi” olarak isimlendirmektedirler.

Hiristiyanlığın gerçek kurucusu Aziz Pavlus, bu olayi Romalılara gönderdigi mektubunda söyle anlatır: “Fakat Allah bize olan aşkını ispat etmiş bulunmaktadır; çünkü bizler hala günahkar olduğumuz halde, Mesih bizler için ölmüştür. Madem ki onun kanı ile temize çıkmış bulunacak kurucusu Aziz Pavlus, bu olayı Romalılara gönderdiği mektubunda şöyle anlatir: “Fakat Allah bize olan askini ispat etmis bulunmaktadir; çünkü bizler hala günahkar oldugumuz halde, Mesih bizler için ölmüstür.

Madem ki onun kani ile temize çikmis bulunuyçek kurucusu Aziz Pavlus, bu olayi Romalilara gönderdigi mektubunda söyle anlatir: “Fakat Allah bize olan askini ispat etmis bulunmaktadir; çünkü bizler hala günahkar oldugumuz halde, Mesih bizler için ölmüstür. Madem ki onun kani ile teugunu ileri sürerler. Hiristiyan teolojisine göre Isa Mesih’e Allah’in oglu olarak iman etmeyenlerin kurtulusa ermesi, asla mümkün degildir.

Böylece Kristoloji, Hiristiyanligin olmazsa olmaz kosuludur. Inciller üzerine uzmanligi ile taninan Oscar Gulmann ‘nin ifadesiyle: “Gördügümüz gibi, Mesih’in yaratilistan itibaren olmak üzere, bütün vahiy ve kurtulus tarihi ile baglantili olmasi, Yeni Ahit Kristolojisinin özelligidir. Öyleyse Kristoloji olmadan nasil Kurtulus Tarihi olmazsa, ayni sekilde, zamana açilan bir kurtulus tarihi olmadan da, Kristoloji olamaz.”Bu Kurtulus Tarihi inanci kilise babalarinin su sonuçlara ulasmalarina yol açmistir:

* Hiristiyanlik, semavi dinlerin sonuncusudur ve ondan sonra hiç bir din gelmeyecektir.

* Ve insanin kurtulusu ancak Isa Mesih’e Allah’in oglu, “Tanri’nin yeryüzünde bedenlenmesi” olduguna iman etmesine baglidir.

* Hiristiyanliktan sonra gelen bütün dinler batildir; çünkü, din Isa Mesih ile zirvesine ulasmis, son bulmustur.

Iste bu din anlayisi yüzündendir ki, bütün Hiristiyan dünyasi daha dogusundan itibaren Islam dinine cephe almis, onu yok etmek için elinden gelen gayreti esirgememistir. Haçli seferlerinin temelinde de bu inanç yatmaktadir. Zira bütün Ortaçag Hiristiyanligi, Islam’i seytanin dini, Hz. Peygamber (sav)’i ise seytanin elçisi olarak görmüstür.

Dante’nin “Ilahi Komedya”sinda Hz. Peygamber (sav) Cehennem’in en alt tabakasina yerlestirmesi bir rastlanti sonucu olarak düsünülmemeli, aksine Hiristiyan inancinin dogal bir sonucu olarak kabul edilmelidir.
Hiristiyan ilahiyatinda Isa Mesih’in tanriligi konusunda dünden bugüne degisen bir sey olmadigina göre diyalog sürecini Vatikan eksenli olarak ama güya müslümanlar (hatta Islam) adina yürütenler, Kur’an’a ragmen davranmis olmuyorlar mi? Kur’an’in diyalog çagrisi neydi?

“Ey Kitap ehli!... Gelin, aslinda aramizda ortak olan su konularda birleselim: Allah’tan baskasina kulluk etmeyelim, O’na hiçbir seyi ortak kosmayalim ve birbirimizi Allah’tan baska rabbler edinmeyelim” de! Eger yine de yüz çevirecek olurlarsa, siz onlara: “ Sahid olun ki biz müslümaniz” deyin!...” (Al-i Imran suresi, ayet: 64)

Buna göre diyalog zaten Kur’an’in çagrisidir. Ancak Kur’anî diyalog üzerinde yorum gerektirmeyen su ilkeler üzerine kuruludur:

* Sadece Allah’a kulluk etmek,

* Allah’a hiç kimseyi ortak koşmamak,

* Allah’in disinda insanlari rabbler edinmemek.

Aziz Pavlus’un kurdugu hiristiyanlik ise öngördügü teslis inanci ile bu ilkeleri ihlal etmekte oldugunu anlamak için mürekkep yalamis olmaya gerek var mi? Yoksa biz duymadan Hiristiyanlar teslisten mi vazgeçti, hadi bize bir müjde verin...


Anasayfa İleri